Kılıçdaroğlu ve Soylu Davasında Flaş Karar: 10 Kuruşluk Dava Reddedildi!

Haber Özeti: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, Kemal Kılıçdaroğlu‘nun Süleyman Soylu aleyhine açtığı 10 kuruşluk tazminat davasını reddederek, Kılıçdaroğlu’nu Soylu’ya 10 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

Kılıçdaroğlu ve Soylu Arasındaki Tazminat Davasında Kim Haklı Bulundu?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Türk siyasetinin son yıllardaki en dikkat çekici hukuk mücadelelerinden birine dair nihai incelemesini tamamladı. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında 2021 yılında başlayan karşılıklı tazminat süreci, üst mahkemenin verdiği yeni kararla bambaşka bir boyuta taşındı. Mahkeme heyeti, Kılıçdaroğlu’nun sembolik bir bedelle açtığı 10 kuruşluk davayı haksız bulurken, Soylu’nun karşı atağını yerinde görerek tazminat ödenmesinin önünü açtı.

Hukuki süreçte Ankara 29. Asliye Hukuk Mahkemesi‘nin daha önce verdiği her iki tarafın davasını da reddeden yerel mahkeme kararı böylece bozulmuş oldu. İstinaf mahkemesi, Soylu’nun televizyon programlarındaki ve sosyal medyadaki ifadelerini siyasi eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdi. Ancak Kılıçdaroğlu’nun rakibi için kullandığı ‘değeri 5 kuruş’ şeklindeki nitelendirmesi, mahkeme tarafından kişilik haklarına saldırı olarak tescillendi.

Tazminat Miktarı Geçmiş Kararlara Göre Nasıl Değişti?

Siyasetçiler arasındaki tazminat davalarında genellikle sembolik rakamlar üzerinden bir ‘itibar’ mücadelesi yürütülse de, mahkemenin hükmettiği 10 bin TL‘lik rakam dikkat çekti. 2021 yılındaki ilk yargılamalarda mahkemeler genellikle bu tür karşılıklı atışmaları ‘sert eleştiri’ sınırında tutup reddetme eğilimi gösteriyordu. Ancak bu kararla birlikte, ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki o ince çizginin sınırları yeniden çizilmiş oldu.

Geçmişte benzer dosyalarda Yargıtay ve yerel mahkemeler, siyasetçilerin birbirlerine karşı tahammül eşiğinin daha yüksek olması gerektiğini vurgulayan kararlar imza atmıştı. Bu son kararda ise 28 Mayıs 2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte tazminatın tahsiline karar verilmesi, yargının ‘eleştiri sınırı’ konusundaki tutumunda bir netleşme olarak yorumlanıyor.

Karar Vatandaşı ve Siyasi Üslubu Nasıl Etkileyecek?

Mahkemenin verdiği bu karar, sadece iki isim arasındaki bir uyuşmazlığın çözümü değil, aynı zamanda Türk siyasetindeki tartışma diline yönelik hukuki bir uyarı niteliği taşıyor. Siyasetçilerin birbirlerine yönelik kullandıkları ‘değersizleştirme’ odaklı ifadelerin maddi bir karşılığının olması, önümüzdeki dönemde seçim meydanlarındaki ve meclis kürsüsündeki üslubun daha dikkatli seçilmesine neden olabilir. Vatandaş nezdinde ise bu kararlar, hukukun en üst düzeydeki siyasiler için de eşit mesafede işlediği algısını pekiştiriyor.

Özellikle 10 bin TL gibi sembolik olmayan bir tutarın belirlenmiş olması, benzer hakaret içerikli veya küçümseyici ifadelerin maliyetini artırıyor. Bu durum, siyasi tartışmaların içerikten ziyade kişisel saldırılara evrilmesinin hukuki bir yaptırımı olduğunu somut bir şekilde ortaya koyuyor.

Siyasetçilerin Tazminat Savaşlarının Tarihçesi Nedir?

Türkiye’de liderler ve bakanlar düzeyindeki tazminat davaları geleneği, özellikle 90’lı yıllardan bu yana Türk hukuk sisteminin önemli bir parçasını oluşturuyor. Merhum Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit döneminde de görülen bu davalar, genellikle ‘ispat hakkı’ ve ‘siyasi nezaket’ kavramları üzerinden ilerliyordu. Eski Anayasa Mahkemesi üyelerinin geçmişteki benzer değerlendirmelerinde, ağır eleştirinin her zaman hakaretle eşdeğer tutulamayacağı ancak kişisel onurun korunması gerektiği vurgulanmıştı.

Bu dava özelinde bakıldığında, 13 Mayıs 2021’de başlayan krizin yaklaşık 5 yıl sonra netlik kazanması, yargı sürecinin titizliğini gösteriyor. Süleyman Soylu‘nun avukatlarının ‘siyasi eleştiri’ savunmasına karşılık, Kemal Kılıçdaroğlu‘nun ‘5 paralık adam’ nitelemesinin mahkemece kabul görmemesi, emsal teşkil edecek bir içtihat oluşturdu.

Yorum yapın