Haber Özeti: Konut ilanlarında ortak alanların daire metrekaresine dahil edilmesiyle oluşan yanıltıcı beyanlar, tüketicinin ‘ayıplı mal’ kapsamında hukuki haklar kazanmasına ve satıştan dönmesine olanak tanıyor. Gayrimenkul uzmanları, vatandaşların ilandaki metrekare bilgisine güvenmek yerine mutlaka yerinde ölçüm yapması ve resmi belgeleri incelemesi gerektiğini vurguluyor.
KONUT İLANLARINDAKİ METREKARE OYUNU NASIL YAPILIYOR?
Gayrimenkul sektöründe son dönemde artış gösteren ilan kirliliği, özellikle metrekare hesaplamalarında kendisini gösteriyor. Satıcılar veya aracılar, konutun gerçek kullanım alanı olan net metrekare yerine; asansör boşluğu, merdiven sahanlığı, otopark ve hatta sığınak gibi ortak kullanım alanlarını daire payına ekleyerek brüt metrekare üzerinden pazarlama yapıyor. Bu durum, kağıt üzerinde geniş görünen dairelerin kapıdan içeri girildiğinde hayal kırıklığı yaratmasına neden oluyor.
Türkiye genelinde konut fiyatlarının ulaştığı seviyeler göz önüne alındığında, metrekare başına düşen birim maliyetin yüksekliği tüketicinin uğradığı zararı daha da büyütüyor. İstanbul gibi metropollerde 100 metrekare olarak satışa sunulan bir taşınmazın, teknik ölçümler neticesinde 75 metrekareye kadar gerilediği örnekler sıkça yaşanıyor. Bu 25 metrekarelik devasa fark, alıcının aslında hiç kullanmayacağı alanlar için binlerce liralık fazla ödeme yapması sonucunu doğuruyor.
METREKARE FARKI HUKUKİ OLARAK NE ANLAMA GELİYOR?
İlandaki beyan ile taşınmazın gerçek durumu arasındaki uyuşmazlıklar, Türk hukuk sisteminde ayıplı mal kategorisinde değerlendiriliyor. Tüketici Kanunu kapsamında, kendisine vadedilen alanı bulamayan alıcı, sözleşmeden tek taraflı olarak dönme hakkına sahip oluyor. Geçmiş yıllarda benzer mağduriyetler yaşayan vatandaşların açtığı davalarda, Yargıtay’ın da alıcı lehine emsal kararlar verdiği ve ödenen fazla bedelin iadesine hükmettiği biliniyor.
Mağduriyet yaşayan bireyler, sadece satıştan vazgeçmekle kalmayıp, varsa ödedikleri kapora ve diğer masrafları da tazminat davası yoluyla geri talep edebiliyor. Uzmanlar, tapu devri aşamasından önce mutlaka profesyonel bir ekspertiz raporu alınmasını ve net süpürülebilir alanın (duvarlar hariç iç alan) netleştirilmesini tavsiye ediyor. Geçen yıla oranla artan konut satış hacmiyle birlikte, bu tarz usulsüzlüklerin denetimi de sıkılaştırılmış durumda.
EV ALACAKLAR MAĞDUR OLMAMAK İÇİN NE YAPMALI?
İstanbul Emlak Odası Başkanı Nizamettin Aşa, konut almayı planlayan vatandaşların sadece satıcı beyanına güvenmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Aşa’ya göre, alıcıların satın almayı düşündükleri mülkü bizzat yerinde görmeleri ve gerekirse bir şerit metre yardımıyla kaba bir ölçüm yapmaları hayati önem taşıyor. Tapu kayıtlarındaki bağımsız bölüm net alanı ile belediye projesindeki verilerin karşılaştırılması, ileride yaşanacak telafisi güç maddi kayıpların önüne geçiyor.
Vatandaşın cebini doğrudan etkileyen bu durum, konutun sadece yaşam alanı kapasitesini değil, ilerideki yeniden satış değerini de düşürüyor. Bir mülkün gerçek değerlemesi yapılırken baz alınan net kullanım alanı, yatırımın geri dönüş süresini (amortisman) doğrudan belirliyor. Bu nedenle, resmi evraklardaki detaylara hakim olmadan atılan imzalar, tüketicinin mülkiyet hakkını korumasını zorlaştırıyor.
GAYRİMENKULDE ŞEFFAFLIK VE ESKİ DÜZENLEMELER
Türkiye’de gayrimenkul satışlarında şeffaflığı artırmak adına geçmişte ‘Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’ gibi önemli adımlar atıldı. Bu düzenlemelerle birlikte emlak işletmelerinin doğru bilgi verme yükümlülüğü yasal bir zemine oturtuldu. Ancak denetim mekanizmalarındaki boşluklar, halen ilan sitelerinde yanıltıcı bilgilerin yer almasına zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlar, 2026 yılı itibarıyla dijital tapu ve şeffaf veri paylaşımının bu sorunları minimize edeceğini öngörüyor.